Genel

Gerçek Olmayacak Hayallere Tutunarak Yaşamak: Maladaptive Daydreaming Sendromu

Hayaller kurmak ve bu hayallerin günün birinde gerçek olacağına inanmak hepimizi bir parça ayakta tutar. Motivasyon ve buna bağlı olarak hedeflere ulaşmak açısından oldukça önemlidir. Ancak bazılarımız bu durumu biraz abartarak sendrom seviyesine taşıyabiliyor. Hep beraber inceleyelim Maladaptive Daydreaming Sendromu neymiş.

Hayal Kurma Bağımlılığı

hayel

Evet, yanlış okumuyorsunuz. Biraz abartmak az bir ifade oldu sanıyoruz. Bazı kimseler hayal kurmayı öylesine abartılı bir seviyeye taşıyor ki, tam anlamıyla bağımlılık olarak nitelendirilmesi gerekiyor. Maladaptive Daydreaming Sendromu uzmanlar tarafından bir tür hayal kurma bozukluğu olarak ifade ediliyor.
Bu sendroma sahip olan bireyler, yaşadıkları olumsuz olayların etkilerini azaltmak için bir anlamda olanı biteni yok sayıyorlar. Yani şöyle düşünün, sevgiliniz sizi küçük görüyor. Toplum içerisinde küçük düşürüyor hor görüyor. Yetmiyor sizi aldatıyor. Acı çekiyor muyuz? Kesinlikle! Bu duruma bir yandan dayanamıyor bir yandan da olayı çözemiyoruz. Ee N’apalım? Kendimize tam da istediğimiz gibi camdan bir evren yaratalım. O evrende herkes istediğimiz gibi her şey yerli yerinde. Hatta canımızı yakan sevgilimiz bile…
-Nasıl hissediyoruz?
-Muhteşem!
-Peki ya gerçekler?

Mutlu Eden Sinsi Bir Tehlike…

hayel

Maladaptive Daydreaming Sendromu olan bireyler aslında bakarsanız reel dünyanın çarpıcı gerçekleriyle pek de ilgilenmiyor ve sürdürebildikleri kadar bu mutluluk oyununu hayal dünyalarında sürdürmeye devam ediyorlar. Kendilerini toplumdan soyutluyor, rahat rahat hayal kurabilmek ve kendilerince o kusursuz evrende kaybolabilmek için günün çok büyük bir kısmını yalnız geçirerek hayal kuruyorlar. O denli hayal kuruyor o denli bu durumu abartıyorlar ki bir süre sonra gerçekle hayal arasındaki bağları zayıflıyor ve ayırt etme güçlerini kaybediyorlar!
Ne olursa olsun canım, yaşayan kişi mutlu diye düşünebilirsiniz. Ancak yaşadığımız dünyanın gerçekleri, çalışılması gereken dersler, girilmesi gereken sınavlar, ödenmesi gereken kira ve faturalar var. Dolayısıyla hayal dünyası içerisinde sıkışıp kalan birey zamanın bir yerinde ördüğü duvarları yıkmak ve gerçeklerle yüzleşmek durumunda kalıyor. Sonra o gerçekler, kaçtığı hikâyeler, çok daha acı verici bir sürece hatta ciddi psikolojik sorunlara neden olabiliyor.
Bu noktada bir kez daha her şeyin dozunda olması gerektiğini vurgulamakta fayda var. Kimseye bir zararı olmadığını düşündüğümüz hayallerin bile…

Önerilen Yazı